İnkılâbcı ecdâdımızdan ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûmun vâlide-i merḥûmesi ʾEsmâ Ḫânum, peder-i merḥûmu Meḥemmed Âğâ'nın Şumnu'da şehîd olmasıyla genç yaşta dul kalmış ve başkalarının yardımıyla oğlunu okutabilmişti. Her evlâd gibi ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm da annesini pek severdi ve bilhassa da çektiği çilesinden dolayı ona çok bağlıydı. O, içtiği sütün üzerindeki hakkını her daim hatırında tutmuştur.
ʾEbû'ż-Żiyâ'ya göre öğrenci olarak gittiği Fransa'da (1849-1854) iken bir ara sevgili annesine iki fotoğrafını göndermiştir ki bugün elimizde olan iki fotoğrafı da bunlardır (Taha Toros'un kendisinin de içinde olabileceğini iddia ettiği grup fotoğrafı bilindiği üzere kanıtlanamamıştır). Bu fotoğraflar üzerinde biraz duralım.


ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, Paris, ya. 1849-1853 aralığı (Recto-Verso) (fotoğraf: ?, reprodüksiyon: ʿAbdu'l-lâh Birâderler).
[Kaynak: İstanbul Müzayede]
ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, Paris, ya. 1849-1853 aralığı (matbu kopya) (fotoğraf: ?).
[Kaynak: "Muḫallefât-i Šinâsî (ve ʾaḥvâl-i ḫuṣûṣiyyesɨ)". ʾEbû'ż-Żiyâ. Mecmûʿʾe-i ʾEbû'ż-Żiyâ. 8 Şaʿbânu'l-Muʿaẓẓam 1329 [Hicrî]. Cuzʾû-i ʿAded: 107. Sayfa: ... [912 ve 913. sayfalar arasındaki numarasız fotoğraf sayfası (dizgiden dolayı şu yazı içinde: "Ġarâʾib-i Medeniyyeden".)].]
ʾEbû'ż-Żiyâ'nın pek beğendiği fotoğrafı budur.
ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûmun kendi yazdıklarından biliyoruz ki Receb ayının ikinci Cuma günü (10 Receb 1265/1 Haziran 1849) Fransa'ya yola çıkmış, on bir günlük yolculuk ardından (21 Receb 1265/12 Haziran 1849) Paris'e varmıştır.[1] Vâlidesi, kendisinin düşürdüğü tarihten bilindiği üzere 1269 (1852-1853)'da vefât etmiştir (bkz.: aşağısı). Yani bu fotoğraflar (eğer ki aşağıdaki hikâye doğru ise) 1849-1853 aralığından olmalıdır. Demek ki ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûma dair elimizdeki yegâne görsel delil, onun delikanlılık devrinden iki pozudur. Bu, kuşkusuz onun "kemâlini" yansıtmaz ama zaten o, bu dünyada hepi topu kırk beş sene tutunabilmiş, daha fazlasına da dayanamayıp öte dünyaya göçmüştü; o yüzden bu hali de onu hatırlamak ve canlandırmak hususunda kâfîdir.
ʾEbû'ż-Żiyâ, "Muḫallefât-i Šinâsî" yazısında, daguerreotype asıllarından kendisinin çoğalttığı ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûmun fotoğrafları için "el-yevm Šinâsî merḥûmuŋ âydî-i muštâḳânde mutedâvil ʾôlân resmɨ ânlerden mustensiḫ-i taṣvîrdür" der. Yani, daguerreotype us'ulü ile üretilen bu fotoğrafların orijinalleri hakkında bilgi verir. Elbette ki ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûmdan bugüne hiçbir şahsî malzeme kalmadığı gibi, bu fotoğraflar da (ne orijinal daguerreotype kopyaları, ne de ʾEbû'ż-Żiyâ'nın şahsen çoğalttığı kopyalar) kalmamıştır. ʾEbû'ż-Żiyâ'nın yazısının ilgili kısmı şöyledir:[2]
Vâlidesine yâzdᵻġᵻ mektûblerüŋ bûlındᵻġᵻ čekmecede ᴅᴀɢᴜᴇʀʀᴇᴏᴛʏᴘɪᴇ Dâgerevtîpî ʾuṣʾul-île âlınmuş ʾôlân taṣvîrɨnɨ berây-i ʾistinsâḫ, ʾistiʿâre ʾîtmeme musâʿde ʾîtmesini ḫânumden recâ ʾîledɨğümden, ʾîkîsinɨ de beŋa tevdîʿ ʾîledɨ, ke el-yevm Šinâsî merḥûmuŋ âydî-i muštâḳânde mutedâvil ʾôlân resmɨ ânlerden mustensiḫ-i taṣvîrdür.Šinâsî bu resmɨnɨ Pârisde ṣaḳâlᵻnᵻ tırâş ʾîtdɨrdɨğɨ zemân âldᵻrûb vâlidesine gö̂ndermişdür. Bû tırâş mâddesɨnüŋ, muʾaḫḫarʾen ʿÂlî Pâšâ ṭarafinden bir mesaʾile ḫâline ḳônıldᵻġᵻ ve (rutbesɨnüŋ refʿɨ, maʿâšınuŋ ḳaṭʿɨ, meʾmuriyyetinden defʿɨ) kelimelerɨnɨ ḥâvî museccaʿ bir (buyûrıldᵻ) ile Šinâsînüŋ Meclis-i Maʿârif âʿzâlıġınden ʿazlɨ mešhûrdur.Bû resimlerden ʾeŋ gü̂zelɨ Šinâsînüŋ (purôfîl)i taṣvîr-i musemmâ̩dur. Diḳḳat ʾîdilsûn! Bir cebhe-i ʿarîże âltınde mevżuʿlerɨ tü̂msek ʾôlân ḳâšlerɨnüŋ ʾûclerɨ yôḳḳârᵻye mâʾildür ke mubhemiyyet-i fikriye [?] tercume ʾîder laṭîf bir bâyġᵻnluḳ [?] nešr ʾîden gö̂zlerɨ, ʾîse ʾeline ḳâġıd ḳalem âldᵻġᵻ ânden ʾedây-i ṭabîʿiyyesinɨ bir ʿazm-i metîne taḥvîl-ʾîle ʾicrây-i ʾifʿâl ʾîdenlere maḫṣûṣ keskîn bir naẓar ḥâsl ʾîtdɨğɨ âŋlâšᵻlᵻr. Ẕâtʾende [sic] ʾö̂-île ʾîdɨ. Ânuŋ nigâh û ʾibtisâmünde bîle bir ʾiḥtišâm-i naḫvetkârâne mundemic ʾîdɨ. Mustehzî ʾôlmedᵻġᵻ ḥâlde ʾistihzâ-i ʾišrâb ʾîden tebessumünde bir ʿażamet mušâhede ʾôlınûrdᵻ, bûrunundekɨ muḫaddebiyyet ʾeks̱er ʾerbâb-i tecebburüŋ ḫavâṣunden ʾôlân mehâbetɨ ḥuṣûle getîrmekde ʾîdɨ...
ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, gönderdiği bu fotoğraflarda tıraşlıdır. Yukarıdaki alıntıda da görüldüğü üzere ʾEbû'ż-Żiyâ, fotoğrafların tıraşlı oluşunu, ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûmun saçkıran hastalığına bağlar, zira ona göre bu hastalığa kendisi Paris'te iken yakalanmıştır ve fotoğraflar da bunu göstermektedir:[3]
Şinâsî Paris’de iken sakalına kırkayak üşmüş ve saçlara sirâyetini men’ içün etibbânın re’yiyle muvakkaten sakalını tırâş eylemiş imiş. Aradan beş sene mürûrundan sonra bu mes’ele tâzelenerek Efendi hakkında vesîle-i ittihâm olmuş ve binâen aleyh azli hakkında istihsâl etdikleri irâde-i seniyye üzerine makâm-ı sadâretden yazılan buyurulduya Efendi’yi tahkîr içün “Rütbesinin ref’i, me’mûriyyetinden def’i ve maâşının kat’ı” ibâresi derc olunmuşdur.
Lakin torunu Ziyad Ebüzziya'nın da belirttiği üzere, iş bu kadar da basit değildir:[4]
Halbuki Şinasi, yayınladığımız dilekçesinde: "sakalını da, saçını da traş ettiğini"¹⁸³ bildirmektedir. Ebüzziya'nın onun saçını traş ettirmesinden haberi olmadığından, Paris resimleri de saçlı bulunduğundan, rahat rahat olayı Paris'te geçmiş sandığı görülmektedir.
Bilgegil de sakal kesme hadisesinin Fransa'da değil, memuriyeti döneminde olduğunu kaydeder ve belgeleri sunar.[5]
***
Geçerken, Fransa ve validesi bahsi geçip de ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûmun firdevs-âšiyân vâlide-i merḥûmesine mektubunu da buraya almazsak, içimizde ukde kalır. Gurbetteki bir insanın tek varlığı annesine, hem de hasta annesine bu satırları elbette ki bu hissi yaşayanlar için kendilerinden bir şeyler bulacağı satırlardır:[6]
Efendim!Benim cânımdan azîz olan vâlidecigimGeçenki aldıgım mektûbunuzda bir yıldan beri haste oldugunuzu bildirmiş idiniz; lâkin bundan anladıgıma göre cânınızla ugraşır mertebeye gelmişsiniz! Öyle ise efendim niçün bu zamâna kadar bildirmediniz? Eger bildirmiş olaydınız çarçabuk tahsîlin arkasını alıp, şimdiye dek Âsitâne’ye gelirdim; çünki bundan mukaddem daha kolaylıklar var idi; her ne ise şu günlerde işimi bitirmek üzereyimdir.Eger hastalıgınız pek agırlaşıyor ise tîz bize yazın! Tâ ki avdet etmenin çâresine bakayım; ammâ yine siz ihmâl buyurmayıp, şu hastelikden kurtulmaya çalışın! Vücûd sag olmadıkdan sonra, mâl ü mülkü ne yapmalıdır? Sakınıp, bu husûsda pâreyi esirgemeyiniz! Birkaç tabîbe bakdırın! Eger borç bile edilirse edâsına Allâh kerîmdir; hemân siz var olun!Efendim! Şimdi îcâb ediyor, ki şu ana kadar gönlümde sakladıgım sırları size söyleyeyim; tâ ki ne sana, ne bana dâg-ı derûn olsun. Çünki benî Âdem bi’t-tab’ hırslı oldugu âşkârdır; ammâ bu hırs birkaç dürlüdür. Benim hırsım şimdiki akl u idrâkime bakılırsa biraz geçinecek ile çok hünerden ibâretdir. El-hamdü li’llâh teâlâ şu genç yaşımda bunlardan bir mikdâr hissedâr oldum: lâkin hakîkatde hep senin sâyendedir; zîrâ beni okutdurup, yazdırtdın! Senin hakkını bin yıl yaşasam ödeyemem; senden başka kimsem yokdur.İşte efendim maâza’llâh size bir hâl olacak olsa senden başkasına vâlide demeye agzım varamaz. Ve diyemem alîma’llâh! Ve seni ben ölünceye kadar unutamam.....Felek müsâade ederse merhûm pederimin kemiklerini İstanbul’a getirecegimdir; inşâ’llâhû teâlâ mahsûs bir türbe yapdıracagımdır; cümlemizin bir mekânda olmasını ârzû ediyorum. Senin indinde en ednâ olan şey’ini zâyi’ etmem, ve senin hâneni söndürmem; ve rahmete vesîle olur âsâra sa’y ederim.Dîn ü devlet ve vatan u milletim yoluna kendimi fedâ etmeyi isterim....Amân cânımdan azîz olan vâlidecigim! Gençlik ve câhillik münâsebetiyle size her ne kabâhat etdim ise cümlesini afv eyle ve hakkını helâl eyle!İbrâhîm Şinâsîfî-30 Kânûn-ı sânî sene 1266 (an-Paris)
ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, "seni ben ölünceye kadar unutamam" sözünü tutmuş ve bu dünyadan ayrıldıktan sonra Ayaspaşa Kabristanı'nda yanına girdiği toprak altında pek sevgili vâlidesinin koynuna dönmüştür.[7]
ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, pek sevdiği annesi ʾEsmâ Ḫânum merḥûme ardından şu basit görünen ama anlamlı satırları yazıp tarih düşürmek yoluyle de vâlidesini ölümsüzleştirmiştir:[8]
Tâm târîḫʿÂlemɨ ḳᵻldᵻ fedâ vâlidem ʾEsmâ Ḫânum1269 [M. 1852-1853]تام تاریخعالمی قیلدی فدا والدهم اسما خانم١٢٦٩
***
Tanpınar, ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm hakkında şöyle yazmıştır:[9]
Şinasi doğrudan doğruya hürriyet kelimesini kullanmaz, hiçbir rejim değişikliği tavsiyesinde bulunmaz. Nesrinde ve nazmında âdeta tarafsızlaştırdığı padişahlık müessesesi de onu pek rahatsız etmez. Fakat zulüm ve esarete hücum eder. Zulüm ve esaretin elinde köle idik, Reşid Paşa'nın kanunu, sultana haddini bildirerek bizi azadetti, der.[...]Gerçeği budur ki, Yeni Osmanlılar mücadelesi alevlenmeden evvel, yeni siyasî fikirler Tasvîr'in makalelerinde münakaşa edilmişti. Bunları yazan adamın, hususî konuşmalarında daha fazla açılacağı aşikârdır. Bu itibarla, Cevdet Paşa'nın Mârûzât'ta yeni siyasî fikirlerin Şinasi ile yayılmaya başladığını söylemesi pek o kadar yanlış addedilemez.
Tanpınar'a katılmamak elde değil. Gerçekten de o kuşağı eğiten odur. Bundandır ki büyük Kemâl'in Magosa'dayken Ḳayṭân-zâde Nâẓim'a verdiği ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûmun Paris'te çekilmiş gençliğinden fotoğrafının arkasına yazdığı satırlar şöyledir:[10]
reʾîsu'l-mucâhidîn ve ḳible-i ʾerbâb-i yaḳînsaʿîdu'l-ḥayât ve šehîdu'l-memât Šinâsî merḥûmKemâl
Evet, ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, yeni bir ülke mücadelesinin pîri ve ustâdıdır. Büyük bir saygısızlık timsali mezarı üstüne bina dikilen bu büyük ölünün, bu hürriyet titanının yeri tarihin mîzânına konulduğunda şüphesiz ağır, pek ağır çekecektir.
Âllâ̩hu ʿaẓîmu'š-šân, bizlere yitip gitmiş olan kabr-i âcizânesini nûr-efşân kılsın.
[1] Tôbhâne-i Âmire Mektûbî Kalemi'nde çalışan ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, tarihsiz olup Ocak 1849'da yazılmış olması gereken Tôbhâne Muşîrliği'ne dilekçesinde Fransa'da eğitim görmek için başvuruda bulunmuş, 17 Rabîʿu'l-ʾEvvel 1265 (10 Ocak 1849) tarihinde Muşîr bu dilekçeyi Ṣadr-i Âʿẓam Rêşîd Pâšâ merḥûma sunmuş, 26 Rabîʿu'l-ʾEvvel 1265 (19 Ocak 1849) tarihinde kendisi de Mâbeyn Başkitâbeti'ne sunmuş, 27 Rabîʿu'l-ʾEvvel 1265 (20 Ocak 1849) tarihinde Mâbeyn Başkâtibi sultanın buyûrıldısını derkenâr yazmış, 15 Rabîʿu'l-ʾÂḫir 1265 (10 Mart 1849) tarihinde Tôbhâne Muşîrliği Başvekâlet'e harc-i râh tezkiresi göndermiş, 21 Rabîʿu'l-ʾÂḫir 1265 (16 Mart 1849) tarihinde Rêşîd Pâšâ merḥûm Mâbeyn Başkitâbeti'ne sunmuş, 22 Rabîʿu'l-ʾÂḫir 1265 (17 Mart 1849) tarihinde Mâbeyn Başkâtibi sultanın buyûrıldısını derkenâr yazmış, lakin bütün bunlara rağmen ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm, ʿÂlî Pâšâ'ya 29 Receb 1265 (20 Haziran 1849) tarihli mektubundan görüldüğü üzere, ancak Haziran 1849'da yola çıkabilmiştir. Yolculuğundaki bu gecikmenin sebebi henüz ortaya çıkarılmamıştır.
Bunlardan başka Paris dönemi hakkında ʿÂlî Pâšâ'ya 23 Muḥarrem 1266 (8 Aralık 1849) tarihli Türkçe ve 10 Eylül 1850 tarihli Fransızca iki mektubu ile öğrenim tahsisatının arttırılması için 22 Ṣafer 1268 (17 Aralık 1851) tarihli dilekçe ve aynı tarihli Mâbeyn Başkitâbeti derkenarı mevcuttur.
Zikrolunan belgeler hk. bkz.: "Şinasi'nin Fransa'daki öğrenimi ile ilgili bazı belgeler". Akyüz, Kenan. Türk Dili. 1 Nisan 1954. Cilt: III. Sayı: 31. Sayfalar: 397-403.; "Şâir Şinâsî: Hâl tercümesi üzerinde küçük bir araştırma". Bilgegil, M. Kaya. y.y.. 1. Baskı, 1972. İstanbul. Sayfalar: 10-13.; "Yeni Belgeler Işığında İbrahim Şinâsî'nin Mehmed Emin Âli Paşa ile Münasebetlerinin Erken Dönemi". Karaaslan, Ebuzer. History Studies. November 10, 2024. Vol.: 16. No.: 4. Sayfalar: 599-603.;
[2] "Muḫallefât-i Šinâsî (ve ʾaḥvâl-i ḫuṣûṣiyyesɨ)". ʾEbû'ż-Żiyâ. Mecmûʿʾe-i ʾEbû'ż-Żiyâ. 8 Šaʿbânu'l-Muʿaẓẓam 1329 [Hicrî]. Cuzʾû-i ʿAded: 107. Sayfa: 904.
[3] "Şinâsî". içinde: "Nümûne-i Edebiyyât-ı Osmâniyye: Osmanlı Edebiyatı Düzyazı Antalojisi". Ebüzziya Tevfik.; Öztürk, Furkan (haz.). Dün Bugün Yarın Yayınları. 1. Baskı, Ekim 2015. İstanbul. ISBN: 978-605-4635-12-2. Sayfa: 217.
Kırkayak değen yerde saçkıran çıkması eski bir hurafedir. Böyle bir hurafe ile bezendiğinden bariz olunduğu üzere sonradan duyma-akıl yorma ile doldurulmuş olan bu anı, hatasına rağmen, yine de ʾEbû'ż-Żiyâ'nın bütün anlattıkları gibi kîmetlidir, zira, hiç yoktan iyidir. İbnülemin, ʾEbû'ż-Żiyâ'nın yazdıkları hakkında şöyle demiştir:
"... Ebuzziya, "Nümunei Edebiyat" da, "Mecmuai Ebuzziya" da, "Yeni Osmanlılar Tarihi" nde merhum hakkında yazmadığını bırakmamışdır². Şinasi'nin ruhu, Ebuzziya'nın ruhuna alemi bekada elbette teşekkür etmişdir."
"Şinasi". içinde: "Son Asır Türk Şairleri (Ş-Z) (Cüz: X)". İnal, İbnülemin Mahmud Kemal. Millî Eğitim Basımevi. 1970. İstanbul. Sayfa: 1806.
el-Ḥaḳḳ, üstüne denecek bir şey yok. Kuşkusuz ʾEbû'ż-Żiyâ'ya pek çok şey için müteşekkir olmalıyız ama evvela ve en çok da ʾİbrâhîm Šinâsî ʾEfendî merḥûm hakkında yazdıkları için.
[4] "Şinasi". Ebüzziya, Ziyad.; Çelik, Hüseyin (haz.). İletişim Yayınları. 1. Baskı, 1997. İstanbul. ISBN: 9789754706147. Sayfa: 136.
[5] "Şâir Şinâsî: Hâl tercümesi üzerinde küçük bir araştırma". Bilgegil, M. Kaya. y.y.. 1. Baskı, 1972. İstanbul. Sayfalar: 18-29.
[6] "Vâlidesine Bir Mektûbu" (30 Kânûn-ı Sânî 1266). İbrâhîm Şinâsî. içinde: "Nümûne-i Edebiyyât-ı Osmâniyye: Osmanlı Edebiyatı Düzyazı Antalojisi". Ebüzziya Tevfik.; Öztürk, Furkan (haz.). Dün Bugün Yarın Yayınları. 1. Baskı, Ekim 2015. İstanbul. ISBN: 978-605-4635-12-2. Sayfalar: 236-238.
[7] "Şinasi". içinde: "Son Asır Türk Şairleri (Ş-Z) (Cüz: X)". İnal, İbnülemin Mahmud Kemal. Millî Eğitim Basımevi. 1970. İstanbul. Sayfa: 1804.
[8] "ʾEšʿâr-i ʿâcizânemden baʿżi muntaḫabât". Šinâsî. «Taṣvîr-i ʾEfkâr» Ġazete-i ʿÂcizânemüŋ Maṭbaʿesünde ṭabʿ ʾôlındᵻ fî 15 Ṣafer 1279. Sayfa: 50. ve
[9] "XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi". Tanpınar, Ahmet Hamdi.; Uçman, Abdullah (haz.). Yapı Kredi Yayınları. [YKY'de] 2. Baskı, Ekim 2007. İstanbul. ISBN: 978-975-08-1159-3. Sayfalar: 188, 192.
[10] "Namık Kemal: Devrinin insanları ve olayları arasında". Kuntay, Mithat Cemal. Alfa Yayınları. 1. Baskı, Şubat 2019. İstanbul. ISBN: 978-605-171-771-5. Sayfa: 316.
2026.09.12-13.

